Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
İNDİRX
Ev / Genel / Obezite Nedir?

Obezite Nedir?

Obezite son yıllarda yalnızca Amerika’nın soruni olmaktan çıkarak dünya genelinde olduğu gibi bizim ülkemizde de son derece sık karşılaşılan ciddi bir sağlık problemu haline gelmiştir. Kilo, çoğu toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da bilhassa kadınlar için önemli bir sosyal problem olmaktadır. Bu problem, toplumun zayıflığa verdiği dşayet ile daha fazla artmaktadır. Güzellik en uygunlerinin aşırı ince ve gerçek dışı olduğu toplumda kilolu insanlar önyargıya ve ayrıma maruz kalabilmektedirler.

Obezitenin nedenlerine baktığımızda genetik etkenler, fizyolojik etkenler, yaşam biçimiy ile ilgili etkenler ve psikolojik etkenler gibi çoğu etkenin rolü olduğunu görmekteyiz.

◦ Genetik etkenler: Genetik etkenin altında sık sık hormanal düzeye dayalı nedenler yatar. Yani ailesel yatkınlık obezite gelişiminde çok önemli bir paya sahiptir.
◦ Fizyolojik etkenler: Ergenliğe geçiş dönemi, gebelik ve gebelik sayısı, menopoz gibi faktörler kilo almayı tetikleyebilmekte ve obezite gelişimine zemin hazırlayabilmektedir.
◦ Yaşam şekliy ile ilgili etkenler: Sağlıksız beslenme (besinlerle aşırı yağ, şeker alımı, sıklıkla enerjiden zengin gıda ve içecek tüketimi) düzensiz beslenme (öğün atlama), yaşla beraber etkinliknin azalması, sporun bırakılması, evde ve televizyon başında daha sık zaman geçirme gibi pasif ve hareketsiz bir yaşam obezite gelişimde rol oynamaktadır.
◦ Psikolojik etkenler: Stres, yalnızlık, çaresizlik, mutsuzluk, öfke gibi duygulara reaksiyon olarak yemek yenmesi, gece yeme sendromu, depresyon, kaygı gibi psikolojik rahatsızlıklarda da obeziteden söz edilmektedir.

Bu etkenlerin bazı durumlarda biri, bazı durumlarda de çok sayıdası bir araya gelerek obeziteye neden olabilmektedir.

Davranışsal ve psikolojik etkenler obezitede çok önemli bir role sahiptir. Kişilerin psikolojisi kilosunu etkileyebildiği gibi kişinin kilosu da psikolojini etkileyebilmektedir.

Kilo soruni olan ve kilo verme programına başlayan kişilerde, psikolojik etkenlerin kilo alımındaki etkisi ve bu etkenlerin zayıflama programına ahenk sürecini ve harcanacak çabayı nasıl etkileyeceğini bilmek çok önemlidir.

Psikolojik etkenlerin en fazla kendini gösterdiği durum Duygusal / Tepkisel Yeme Sendromudur.

Duygusal / Tepkisel Yeme Sendromu Nedir?

Bazen yalnızca karnımızı doyurmak için değil, tadını sevdiğimiz için veya keyif aldığımız için de bir şeyler yiyebiliriz. Ancak, bu sıklıkla olmaya başlamışsa ve gerilim, mutsuzluk, yalnızlık, çaresizlik, öfke gibi olumsuz duygular yaşandığı zaman aniden gelişen bir şeyler atıştırma talebi ile kişi yemeye yöneliyorsa burada duygusal yeme sendromundan söz edilebilir.

Duygusal yeme davranışında kişiyi yemeye yönlendiren şey aslında “açlık” değil, “baş edilemeyen olumsuz duygulardır”. Açlık aşamalı gelişen, midede hissedilen bir dahenkdur ve bekleyebilir. Fakat duygusal yeme atağı aniden gelişen ve bilhassade ağızda, “bir şeyler yeme talebi” olarak görünen ertelenemeyen, hemen tatmin edilmesi gereken bir arzu olarak ortaya çıkmaktadır. Duygusal duruma bağlı olarak yemeye yöneliyorsanız, daha fazla çikolata, pizza gibi çabuk tüketebileceğiniz, atıştırabileceğiniz belirli yiyecekler tercih edilir. Ama aç olduğunuz zaman seçenekler daha çok olacaktır. Ayrıca şayet olumsuz bir duygu ile başa çıkabilmek için yiyorsanız kontrolsüzce yemeğe devam edersiniz ancak aç olduğunuz için yiyorsanız doyduğunuz zaman yemeyi bırakırsınız.

Duygusal yeme problemu olan kişiler yemeği duygularını bastırmak için bir kaçış aracı olarak kullanmaktadırlar. Baş edemedikleri olumsuz duyguları hemen bir şeyler atıştırarak, kendilerini o an için rahatlatırlar. Sorunlarla yüzleşmek, gerilimle başa çıkmak ve sorun çözmeyi ertelemek için bu kişilerin yedikleri, dikkatin dağınık hale gelmesinı sağlayarak bir ağrı kesici gibi çalışır, yalnız bu etki yalnızca kısa bir süre içindir. Daha sonra yeniden karşılaştıkları sorun verici ve baş etmesi güç duygularda, kendilerini yeniden yemekle yatıştırmaya çalışırlar ve bu böyle yeniden eder. Duygusal yeme eğilimi olan kişiler, artık bir müddet sonra fazla kilolu kişiler haline gelir ve sonraki süreçte baş etmeleri gereken şeyler artar. Başta ortaya çıkan gerilim, mutsuzluk, çaresizlik, öfke duyguları yedikten sonra yerini pişmanlık, suçluluk, başarısızlık kanaatlerine bırakır. Zamanla bu durum tam bir kısır döngüye dönüşüp, yıllar boyu yenidenlanarak devam edebilir.

Obezitenin oluşumunda önemli rol oynayan bir diğer önemli psikolojik faktör ise Gece Yeme Sendromudur.

Gece Yeme Sendromu, bir kişinin daha fazla akşam 6’dan sonra, bilhassa akşam 8 – sabah 6 arası, aşırı yeme talebi ile günlük kalori alımının %56sını alması olarak nitelendirilebilir.

Kişiler gece yemelerinde daha fazla bol karbonhidrat içeren besinlere ağırlık verirler.

Bazen kişi gece uykusundan uyanıp yemek yer. Gece aşırı Yemenin sonrasında kişi tokluk hissinden kaynaklı sabah genellikle kahvaltı etmek istemeyebilir. Günü öğleye kadar bir şey yemeden geçirebilir. Bu durum gün içindeki bütün öğün saatlerinin kaymasına neden olur. Gece aşırı yeme krizleri kilo almaya bundan dolayı obeziteye neden olabilir.

Depresyon gibi psikolojik problemlerin obezitenin gelişiminde etkisi olduğu bilinmektir. Depresyonda düşük enerji düzeyi, halsizlik ve mutsuzluk duyguları kişiyi bütün etkinliklerde yetersizlik duygusuna sürükler. Uyku düzensizlikleri, hayattan zevk almama, çaresizlik, yetersizlik, öfke gibi duygular yoğun yaşanır. Duyguhaldeki değişimlerin ve negativizmin kişinin yeme ve beslenme davranışlarını olumsuz etkileyerek duygusal yeme ataklarının yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle depresyon gibi psikolojik problemlerin varlığı, zayıflama uygulamasının gerektirdiği gibi uygulanmasını engeller.

Kaygı sorunluluklarında, her an kötü bir şey olacakmış gibi endişeli, huzursuz ve tedirgin olma, kaygıları kontrol edememe durumu, devam eden huzursuzluk gibi duygular yoğun olarak yaşanır. Kişilerde uyku sorunluluğu, yorgunluk ve halsizlik, konsatrasyon sorunları, ani reaksiyon verme gibi problemler görülür. Bu problemlerin varlığı yeme davranışını olumsuz etkilemekte ve zayıflama programına ahenku zorlaştırmaktadır.

Özellikle, depresyon, kaygı sorunlulukları duygusal/reaksiyonsel yeme, gece yeme sendromu obeziteye neden olabileceği gibi, obezitede bu psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Dolayısıyla birbirinden net çizgilerle ayırmak güçtür.

Obezitenin Yol Açtığı Psikolojik Sorunlar:

Aşırı kilolu insanlara karşı oluşan önyargı toplumun her kesiminde oluşabildiği için bu durumu yok saymak son derece zor, hatta imkânsızdır.

Kilonun getirmiş olduğu fiziksel engeller ve hekimların kilonun sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dair açıklamaları dışında çevreden gelen yargılar da baskı yaratır. Aileden, arkadaşlardan gelen eleştiriler, sokaktaki insanların bakışları aşırı kilolu insanların baş etmek zorunda kaldığı başlıca durumlardır.

Bu durumlarla karşı karşıya kalmamak için kişi kendini çevresinden soyutlayabilir. Özgüven eksikliği artar. Duygusal ilişkilerde karşı cinse yaklaşmak kaygı verici bir durum haline gelebilir, sosyal ilişkilerde sorunler yaşayabilirler.. Cinsel hayatta olumsuz beden imajına bağlı sorunler ortaya çıkabilir.

Eğer bedeni ile barışık olmayan aşırı kilolu kişiler, bu sorunun duygusal, sosyal hayatlarını etkilediğini düşünüyorlarsa kesinlikle psikolojik destek almaları gerekir. Bir çok aşırı kilolu kişinin kendilerine ve bedenlerine karşı geliştirdikleri öfke, utanç yemek yeme talebini tetikleyebilir. Kişi yedikçe kilo alır, kilo aldıkça öfke ve pişmanlığı artabilir, öfke ve pişmanlık da daha fazla yemeğe itebilir. Bu durum kısır döngü haline gelebilir.

Obez olan kişilerin daha önce de söz edildiği üzere psikolojik destek alarak kendilerini olduğu gibi kabul etmeleri ve bedenlerini sevmeyi öğrenmesi gerekir. Kendilerini olduğu gibi kabul ederek sosyal ortamlardan kaçınmamak, özgüven eksikliğini gidermelerine ve daha neşeli olmalarına yardımcı olacaktır. Kilolu iken gelişen sosyal davranışlarının kilo verdikten sonra değişmesi son derece zahmetlidir. Kendini toplumdan izole eden aşırı kilolu bir kişinin kilo verdikten sonra birden sosyalleşebilmesi son derece güçtür.

Bunun yanı sıra, kilo verme ile gerçeklesen özgüven artışı ve olumlu beden imajı, kişinin birkaç kiloyu geri alması ile beraber yok olur. Dolayısıyla kişinin özgüveninin ve beden imajının kiloyla bağıntılı olması kalıcı olmayacak, kilo alındığı zaman ayni sorunler yeniden yaşanacaktır.

Kişinin özgüvenini ve bedeni hakkında olumlu bir algı geliştirmesi için kilo denetiminün yanı sıra psikolojik destek gereklidir. Böylece, birkaç kilonun geri alınması durumunda kişinin başarısızlık duygusuna kapılıp yemeğe sığınmasını engelleyecektir.

Obezite Tedavisi

Obezite tedavisinde davranış terapisi, farmakoterapi, düşük kalori diyetleri, cerrahi gibi çoğu yol vardır. Burada önemli olan kişi için İdeal tedavi tekniğinin bulunmasıdır. Ancak kilo denetiminde tedavi tekniği ne olursa olsun yaşam biçimi değişikliği çok büyük rol oynamaktadır.

Obezite Tedavisinde Davranışsal Yaklaşım

Obezite uygulamalarında davranışları değiştirmeye yönelik davranışsal terapi yöntemi kullanmak mümkün. Amaç, daha önceden kazanılmış sağlıksız davranışların yerine yenilerini geliştirmek, yaşam biçimi değişikliği sağlamaktır. Örneğin kişi atıştırarak, hızlı yemek yiyorsa, günlük hayatı içinde yemek yemeye belirli bir vakit ayırmıyordur. Dolayısıyla yeme davranışını değiştirdiği zaman gün içindeki zaman akışını da yeniden düzenlemelidir.

Kayıt tutma tedavinin en önemli öğelerindandır. Kişi diyet boyunca diyeti bozduğu anlarda ya da aşırı yeme talebi uyandığı anlarda duygu ve kanaatlerini kaydetmesi, hangi durumların ve duyguların bu duyguları tetiklediğini not etmesi kişi için diyet boyunca sorun olan noktaların saptanmasını sağlar. Psikolog yardımı ile bu duyguların kökenine inilir, bu duyguları tetikleyen durumlarla baş etme teknikleri geliştirilir.

Hedef saptama davranışçı tedavide bir diğer önemli nedendur. Kişinin hedef kilo saptamak için kilo geçmişine bakılması gerekir. Çoğunlukla ilk olarak kilonun % 10’u gibi bir oranın verilmesi yeterli olarak düşünülür. Kişinin istediği kilo hakkında kesinlikle konuşulması ve olası gerçekdışı kilo hedeflerinin ortaya menfaatilması gerekir. Ayrıca davranışsal tedavide büyük değişimlerden çok ufak değişiklikler önemli ve önceliklidir. Ulaşılması yüksek hedefler belirlenmesi kişinin kilo verme sürecindeki motivasyonunu düşürerek, başarısızlık duygusunun yaşanmasına neden olacak ve kişinin zayıflama programından uzaklaşmasına yol açacaktır.

Bunun yanı sıra beden imajı ve kilo verme konusu ile ilgili kişiyi duygusal olarak etkileyen, motivasyonu azaltan olumsuz kanaatler üzerinde çalışılır ve davranışsal boyuta geçirilmesi sağlanır.

 

Dikkatinizi çekebilir

Aşurenin faydaları saymakla bitmiyor

Geleneksel olarak her yıl Muharrem ayında Anadolu’nun dört bir yanındaki evlerde yapılan Aşurenin faydaları saymakla ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir