Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
İNDİRX
Ev / Genel / Yalnızlık Psikolojisi nedir ?

Yalnızlık Psikolojisi nedir ?

Çevreyle ilişkilerin kesildiği depresyonla birlikte oluşan derin yalnızlık; kendini toplum içinde yabancı hissetmeyle oluşan sosyal durum yalnızlığı; beden ve çevre koşulları iyi olsa bile ruhsal dünyasındaki beklentilere yanıt alamayınca oluşan duygusal yalnızlık; iç dünyasındaki üzüntülerden kaynaklanan (self pity), dışarı yansıtılmayan, görünen davranışları normal olan gizli yalnızlık; depresyon, korku gibi belirtilerle birlikte açığa çıkan triad yalnızlık gibi çeşitlerden bahsedilebilir.

Yalnızlık hissinin oluşmasında sebepler kişilere göre değişiklik gösterir. Kadınlar erkeklere göre daha duygusaldırlar. Kadınlarda bağlılık ve şefkat hisleri erkeklere göre fazladır. Bağlandığı en önemli değerler elinden alındığı zaman yalnızlık hissini bire bir daha sıklıkta yaşarlar. Süreğen hastalığı olan 80 kadın ve erkek hasta arasında yapılan bir araştırmada, kadınların erkeklere göre daha fazla yalnızlık çektikleri ortaya konulmuştur. Yine aynı araştırmada, kocaları devamlı hasta olan sağlam kadınlardan da yalnızlık hissi çekenlere rastlanmıştır. Aynı kaderi paylaşan yaşlı eşlerin ortak değerleri ellerinden çıktıkça ve bunlara yeniden sahip olma olasılıkları yok oldukça, ümitsizliğe düşerler ve derin olmayan gizli yalnızlık hissini yaşarlar.

Özellikle genç yaşlarımda ve hayatımın bazı dönemlerinde bu duygu ile olan yakınlığım olmasaydı böyle bir kitap çalışmasına cüret edemezdim.Buna rağmen asıl olarak böyle bir çalışma yapma kararı vermem yine benim dışımdaki, bana danışan ve karşılaştığım insanların bu duyguyu yoğun olarak yaşadıklarını gözlemlememden sonra olmuştur.Kitabın ilerleyen sayfalarında bu görüşümü daha net olarak bulacaksınız.Bu açıklamalardan sonra okuduğunuz bu kitabımın her ne kadar dua ederek bu duyguyu yaşamak istemiş olmasam da samimi olarak ve yaşayarak yazdığım bir eser olarak kabul görmesini dilerim.

Amerika Birleşik Devletleri’nde zengin ve fakir öğrenciler arasında yapılan bir araştırmada, fakir öğrencilerdeki yalnızlık ve depresyon hissinin, zengin öğrencilerden daha fazla bulunması dikkati çekmektedir. Fakir öğrencilerde görülen, duygusal yalnızlıktır. Bu tür yalnızlık, milletlerin karakterlerine göre değişmektedir. Aynı araştırmada yabancı öğrenciler de incelenmiş ve neticede, yabancıların sosyal yalnızlık içinde oldukları saptanmıştır. Sosyal hayatta toplum içinde yabancı olmanın bir semptomu olan bu yalnızlığı, kendi ülkemizde yabancı bir şehre gidip orada aradığımız dostu bulamadığımızda geçici de olsa hissederiz.

Kişilerin karakterleri olduğu gibi milletlerin de karakterleri vardır. Bu yönüyle yalnızlığın oluşumunda coğrafî koşullar ve ortak kültür en önemli faktörler olarakdeğerlendirilmektedir. Japon ve Avusturyalılar arasında yapılan bir araştırmada, yalnızlık ve hayattan memnun olma hissi incelendiğinde, Japonlar’ın hayat memnuniyetsizliği ve yalnızlık hissi Avusturyalılar’dan daha fazla çıkmıştır.
Sıkıntı, depresyon, öfke, şaşkınlık, güçsüzlük gibi rahatsızlığı olanların hastalıkları kronikleşip derinleşmişse yalnızlık hissi daha fazla görülmektedir. Kişinin ruhsal durumu iyi ise daha az yalnızlık hissetmektedir. Özellikle alkol alma alışkanlığı olanlar, psikolojik rahatsızlıklarını çözemediklerinde çareyi alkol almakta bulurlar. Belli bir süre kullanıldıktan sonra alkol, unutma için yardımcı olmaz ve yalnızlık duygusu daha şiddetli bir biçimde açığa çıkar. Alkoliklerde yalnızlıkla birlikte gelen depresyon, alkolün dozunu artırmada tesirli olur. Neticede, çok çabuk etkilenen ve hayattan memnuniyetsiz görünen insanlar olarak bir kenara çekilirler. Yalnızlık hissi duyan insanlarda, alkol tüketiminin arttığı gözlenmiştir.

Her insan kendi soyağacını devam ettirecek, mirasını bırakacak, doğuştan kendisine verilen merhamet, muhafaza etme, cömertlik, fedakârlık gibi duyguları en yakın uygulayacak bir çocuğunun olmasını ister. Çocuğu için her şeye katlanır. Kendi nefsine çocuğunu tercih eder. Yapılan bir araştırmada bu hisleri kullanamayan çocuksuz anne ve babalarda yalnızlık hissinin fazla olduğu gözlenmiştir.

Yalnızlık hissi uyandıran her belirti, bireyde yalnızlık duygusu uyandıracak diye bir gerekçe ve koşul yoktur. Yalnızlık duygusu kişinin fizyolojik, psikolojik sosyo-kültürel yapısıyla ilgili olup, süresi ve şiddeti ise psikosomatik strese bağlıdır.

Yalnızlığı aşmanın yanıtı, yaratıcı ve amaçlı olmakta yatmaktadır. Yalnızlık, zaman denen çok değerli hazineyi etkin ve ekonomik kullanmakla aşılabilir. İnsan yalnız doğmakta ve yalnız ölmektedir. Doğumla ölüm arasındaki geçen, yaşam dediğimiz zaman süreci içindeki kurulan dostluklar, arkadaşlıklar, evlilikler eğer içlerinde üretkenliği barındırmıyorsa, birey yine doyumsuz ve yalnız kalmakta ve yine iki kişilik yalnızlıkların yaşandığı evlilikler hüsrana uğramaktadır.

Dikkatinizi çekebilir

Lenf sistemi ve lenfödem

Lenf sistemi ve lenfödem

Lenf sistemi ve Lenf ödem Lenf ya da akkan, akyuvar içeren, kan plazmasına benzeyen renksiz ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.