Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
İNDİRX
Ev / Gökçek'ten / Tansiyon Ve Yüksek Tansiyondan Artık Korkmayın

Tansiyon Ve Yüksek Tansiyondan Artık Korkmayın

Bedenimizde trilyonlarca hücre vardır. Bunlar mükemmel bir işbölümüyle çalışırlar. Ama çalışabilmeleri için yakıta ve oksijene gereksinimleri vardır. Bu yakıtı, hücrede oksijenle yakıp, çalışabilmeleri için gerekli enerjiyi sağlarlar. Sonra bu yanmadan arta kalan artıkların ve açığa çıkan karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması gerekir. İşte hücrenin gereksindiği yakıt ve oksijenin hücreye taşınması, oluşan artık ve karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması işini kan üstlenir.

Kanla hücre arasında az önce söylediğimiz alışverişin yapılabilmesi için, tüm hücrelerin kanla temas etmesi gerekir. Bu yüzden, nasıl ki, dallar incele incele tüm yapraklara kadar ulaşıyorlarsa, kan damarları da benzer biçimde damarlarla tüm hücrelere kadar uzanırlar.

Ne var ki, kanın hücrelere kadar bir kere gitmesi yetmez. Sürekli yeni yakıtın, taze oksijenin hücrelere taşınması, artıkların da sürekli uzaklaştırılması gerekir. Yani bunun için kanın sürekli hareket etmesi gerekir. Bu işi, doğumdan ölüme kadar hiç durup dinlenmeden kalp üstlenir. Bir kaç dakika bile dursa, bizim için tam bir felaket olur.

Kalp, akciğerden gelen temizlenmiş, bol oksijenli kanı hücrelere kadar, atardamarlarla pompalar. Kirlenmiş kan ise toplardamarlarla yeniden kalbe taşınır. Yani kalp her atımda, önce kanı pompalar, sonra da kanın yeniden kalbe dolması için istirahate geçer. Bu durmadan tekrarlanır. Öyle ki, kalp her dakikada 70-80 kere pompalar bekler; pompalar bekler…

Tansiyon dediğimiz şey, kanın damar duvarını zorlamasıdır . Kalp kanı pompaladığında, atardamarların duvarı daha fazla gerilir; bekleme sırasında ise bu gerginlik daha azdır. Yani iki farklı tansiyon vardır. İlki pompalama sırasında, daha fazla olanı. Biz buna büyük ya da sistolik tansiyon diyoruz. İkincisi, kalbin istirahati sırasında, daha düşük olanı. Buna da küçük ya da diastolik tansiyon diyoruz.

Kanın damar duvarına ne kadar basınç yaptığı, bir civa sütununu ne kadar yükseltebildiğiyle ölçülür. Diyelim ki 120 mm yükseltebiliyorsa 120 mmHg ya da 12 cm Hg olarak söylenir. Hg, civanın kimya dilindeki kısaltımıdır.

Kan basıncı çeşitli aletlerle ölçülür. En bilinenleri civa sütunlu olanlardır. Ama yay sistemli ölçümler de geliştirilmiştir. Son yıllarda, elektronik ölçme tekniğinin kullandığı araçlar, basit kullanımları nedeniyle, çokça satılır olmuştur.

Tansiyonun Ne Önemi Var

 

Tansiyonu, kanın damar duvarını zorlaması diye tarif etmiştik. Tansiyon ne kadar yüksekse, damar duvarı o kadar çok zorlanır. Yani o kadar çok bozulur. Öyle bir kaç ayda değil ama uzun yıllar bu zorlanma devam ederse, damar duvarı sertleşmeye başlar. Damar duvarı sertleştikçe tansiyon daha da yükselir. Tansiyon daha da yükselince, damar duvarı da daha çok bozulur. Bu böylece, giderek daha kötüye doğru devam eder. Damar duvarının bu bozulup sertleşmesine, “damar sertliği” ya da “aterosklerozis” denmektedir.

Peki damar duvarı sertleşip bozulunca ne olur? Ne yazık ki çok kötü olur. Çünkü, en başta hücrelerin iyi çalışıp işlerini yapabilmeleri için kanın gerekli yakıt ve oksijeni; sonra açığa çıkan karbondioksit ve artıkları damarlarda taşıdığını söylemiştik. Damarlar bozulunca bu taşıma işlemi bozulur, hücreler de görevlerini yapamaz hale gelir, hatta ölürler. Tıpkı, su ve borular olduğu halde, boruların içlerinin tıkanıp, suyun artık akamaması gibi…

Vücudun her yerinde damar olduğu için vücudumuzun her yeri etkilenir. Ama bazı yerler, daha da çok etkilenir.

En başta kalbi besleyen damarlar (yani koroner damarlar) etkilenir. Kalbi besleyen damarlar birden tıkanırsa, “kalp krizi” dediğimiz durum ortaya çıkar. Kalp krizi o kadar ağır bir hastalıktır ki, kriz geçirenlerin dörtte biri hastaneye bile yetişemeden ölür. Dörtte bir kadarı da hastanede, doktorların müdahelesine rağmen hayatlarını kaybederler.

Kalpten sonra en çok etkilenen ikinci organ beyindir. Beyindeki damarların tıkanması ya da bazen yırtılıp kanamaları yüzünden “felç” oluşur.

Üçüncü sırada alt üyelere yani uyluk, bacak ve ayağa giden damarların tıkanması vardır. Onlar tıkanınca “gangren” denilen ve tıkanan yerde çürümeye neden olan, o yüzden de kesip çıkarılmalarını gerektiren hastalık gelişir.

Damar sertliğinin çokça etkilediği ve bizim için önemi fazla olan iki organ daha vardır. Bunlar göz ve böbrektir. İlki körlüğe, ikincisi idrarın atılamamasına kadar gidebilen kötü sonuçlar doğurabilir.

Yukarıda sıraladığımız hastalıklar, günümüzde insanların ölüm nedenlerinin yarısını oluşturmaktadır. Yani, günümüzde, her iki kişiden biri, damar sertliği yüzünden ölmektedir. Bu yüzden, son zamanlarda tıp, damar sertliğine bağlı hastalıklar konusunda seferber olmuştur. Bu hastalıkların nasıl önlenebilecekleri ve bu hastalıkların nasıl daha iyi tedavi edilebilecekleri son zamanların en önemli çalışma konusudur.

Tansiyon, zarar vermek için bazen yıllarca damarların bozulmasını beklemeyebilmektedir. Damarda önceden var olan bir baloncuk (anevrizma), tansiyon yükselince patlayıp, anî ölüme neden olabilmektedir. Ya da, kalp pompası bir başka nedenle bozulmuşsa, yükselen tansiyon, kalp yetmezliğini ölüme götürebilecek kadar kötüleştirebilmektedir.

Ama tansiyonun zararı, başta da söylediğimiz gibi, daha çok damarları bozması yoluyladır. Tansiyon, damarı, yıllar içinde yavaş yavaş ama kararlı bir şekilde bozar. Sonunda, yukarda saydığımız kötü sonuçlara ve ölüme kadar götürür. Bu yüzden tansiyona “sinsi katil” denmektedir. Sinsi katil denmesinin bir nedeni de, farkına varılmayabilmesidir. Tansiyonu olanların çoğunun hiç bir şikâyeti yoktur. Farkına bile varmazlar…

 

Dikkatinizi çekebilir

Fistül, Basur, Hemoroid, iç Kanama, Kuyruk Sokumu Akıntısı, Apse, Çoban Çantası, Sentella

  Bu durum, bir kınk ya da çarpma yaralan gibi yaralanmalardan sonra ya da mide ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.